Bölgeler

Ülkemizde nadiren görülen, kumul alanları içerisinde en önemlileri arasındadır. Kıyı kumulları hudut varsayılarak toprak yola çıkılıp oradan da araç ile güneye ilerleyerek Kalkanlı bölgesi ve Akdeniz göletine varılabilir. Bölge içerisinde; Kıyı kumulları, gölet, peyzaj değeri yüksek alanlar ve botanik açıdan önemli kısımlar, denizden gelen kum fırtınalarını önlemek için sömürge döneminde ekilen ormanlar bulunmaktadır. Alanın Kuzey sınırı, orman ve dere yatakları olarak belirlenmiştir. Köy halkı (Maronit) kendi arazilerini düzenli bir şekilde ekip biçmektedir. Çevresine duyarlı bir halk bulunmaktadır.

Halkımızın yoğun olarak kullandığı en önemli plajlarımızdandır. Botanik açıdan doğal peyzaj değeri ve çevre estetiği yönünden en önemli kumullarımızdan biri olup ülkemizde önemli bir yer teşkil etmektedir. Burası flora, fauna, peyzaj değeri yüksek ve çevre estetiği açısından çok önemli bir alanımızdır. Kumullar, nadir ve nesilleri tükenmek üzere olan birçok bitki türüne yaşam olanağı sağlamaktadır.

Burada botanik açıdan önemli kıyı kayaçları bulunmaktadır. Taşkıran bitkisi, yoğun olarak sadece bu bölgede bulunur. Alagadi sahili Chelonia mydas-Caretta caretta türü deniz kaplumbağalarının yumurtlama yoğunluğu olarak Akdeniz’ de 3. büyük alandır. Nadir olarak görülen ve nesilleri tehdit altında olan, Beyaz kum Zambak’ ını (Pancratium maritimum) bugün hala daha burada görebiliriz.

Beşparmak Dağları üzerinde Karaağaç köyüne bağlı bölge tamamen orman arazisidir. Tarihi ve kültürel doku yanında zengin biyolojik çeşitliliğin de birlikteliğini gözlemleyebilirsiniz. Bölgede önemli yürüyüş yolları mevcuttur. Ülkemizin her türlü alt yapısı bulunan, piknik masaları, mangalları ile kontrollü ateşli piknik yapmaya elverişli yaklaşık on bin kişilik rezervi bulunan bir alandır. Ayrıca ülkemizin haberleşme yanında, önemli yangın kontrol noktalarının bulunduğu önemli yükseltimiz. Bu alanlar yıllar önce birçok Akbaba ve birçok yırtıcı kuşun yaşam yeri idi. Alanın kuzey bölgesinde bulunan Güvercinlik kayalıkları, bünyesinde birçok endemik bitkiyi barındırır. Ülkemizin bozulmamış orman bölgesi bu bölgede görülmektedir.

Karpaz yarımadasının güney kıyıları yakınlarında bulunmaktadır. Avtepe-Kuruova yolunun güney kısmındaki, tarihi Kastros Tepesi üzerindeki plato Kıbrıs Lalesi (Tulipa cypria)’ nın Karpaz bölgesindeki tek yaşam yeri ve birçok orkide türünün ise geniş yayılış gösterdiği önemli bir alandır. Botanik açıdan önemli olup doğal peyzaj değeri yüksek kısımlarımızdandır. Alan içerisinde arkeolojik açıdan önemli kalıntılar ve sulak alanlar mevcuttur. Bölge halkı görülen tarım alanları içerisinde kuru ziraata dayalı faaliyetler yapmaktadır. Kış mevsiminde tahıl üretimi, yaz mevsiminde ise topraktaki gönenden faydalanarak tütün ve bostan üretimi yapmaktadır. Avtepe köyünün doğusunda bulunan botanik açıdan önemli bir vadi olup bu vadi içerisinde de bir çok endemik bitki ve çok sayıda orkide türümüz yaşamaktadır.

Beşparmak Dağları üzerinde yer alan bölge ülkemizin önemli yükseltilerinden olup flora ve fauna bakımından çok zengin bir bölgemizdir. Genellikle kalker kayalıklar üzerinde bulunan bitkiler yanında birçok endemik bitki türünü bulundurmaktadır. Kireç kayaçları, Kuzey Kıbrıs endemikleri açısından çok önemli bir alandır. Kuzey yamaçları büyük orman yangınından son derece etkilenmiştir. Bufavento Kalesi bölgeye ismini vermektedir.

Beşparmak dağlarında savunma amaçlı yapılan önemli üç kaleden birisidir. Kaleler arasında iletişim ayna yansıtma, ateş ve duman işaretleri ile yapılmaktaydı. Adaya yapılabilecek her türlü saldırı diğer kalelere anında iletilmekte idi.

Kaleye çıkan patika, Eski Eserler Dairesi tarafından özenle tamir ve restore edilmiştir. Bölgede yıllar önce düşen yolcu uçağının kalıntıları mevcuttur.

Karpaz Yarımadası’ nın kuzey bölümünde bulunan alan botanik açıdan önemli bölgelerden olup, peyzaj değeri yüksek kayaçları ve çoğrafik olarak dört geçitten birisi olan Büyükkonuk-Kaplıca geçide sahip yerdir. Alan içerisinde arkeolojik açıdan önemli 1 tane kral mezarı ve kalıntıları mevcuttur. Ayrıca üç odası bulunan bir kaya mezarı ekibimiz tarafından bulunmuş ve duvarlarında ölü bırakma yeri olan çukurluklar mevcuttur.

Kaplıca-Büyükkonuk-Yedikonuk arasındaki bölgeyi kapsayan alanımız, eşsiz doğal güzellikleri, henüz keşfedilmemiş birçok tarihi eserleri, kaya mezarları ve botanik açıdan önemli alanları ile el değmemiş nadir bölgelerimizdendir. Mülkiyet tarım alanları dışı orman alanıdır. Kıyı, hali arazi tarım alanları ise özel mülktür. Tarım alanlarında harup üretimi yoğun olarak yapılmaktadır. Kıyıda doğal liman yanında bulunan tarihi harup ambarı mevcuttur. Büyükkonuk-Kaplıca ana yolu bağlantısı olan Yedikonuk toprak yolu kavşağı alanımızın ulaşım yolu başlangıcıdır. Büyükkonuk-Yedikonuk yolu üzerindeki tarihi çeşme alanı batı hududunun son bulduğu ve güney hududunun başladığı belirleyici noktadır. Alan içerisinde, yılın uzun bir bölümünde suyu bulunan flora ve fauna açısından önemli dere yatağı görülmektedir. Nadir bitkileri barındıran bu alan özellikle orkidelerin yaşam yeridir.

Ülkemizde Ercan-İskele yolunun üzerinde kütlesel olarak bulunmaktadır. Alçı taşına bağlı birçok nadir ve endemik bitki görülmektedir.

Çok önceki yıllarda yöre halkının alçı ihtiyacı kütle etrafına yapılan gaminilerden (alçı ocağı) sağlanmakta idi. Yöre halkları,jips taşından yüzeye çıkan su ile küçük çapta bahçecilik ve kuru ziraat yapmaktadır. Alçı taşı tepeleri üzerinde bulunan ve ülkemizin en önemli turistik mağarası olan İncirli Mağara Ekolojik durumu yanında ülkenin en büyük turistik mağarasına sahiptir. Mağaraya adını veren incir ağacı için yöre halkının söylevlerine göre çocuğu olmayanların incir meyvelerini yedikleri zaman çocukları olacağına inanılır. Alçı taşı tepesi botanik açıdan önem taşır.

Beşparmak Dağları’ nın güney yamaçlarında bulunan botanik açıdan önemli bölgelerin başında gelen bu bölge birçok endemik bitkiyi barındırmakta ve özellikle göç mevsiminde bir çok kuş türü bulunmaktadır. Organik açıdan çok zayıf toprağı olan Değirmenlik bölgesi, kil tepeleri kendisine özgü kıvrımları ile farklı bir jeolojik yapıdadır. Tüm uğraşlara rağmen yeşillendirme ve ağaçlandırma faaliyetleri başarılı olamamaktadır. Bu başarısızlıktan dolayı, sadece bu bölgede yaşayabilen endemik ve nadir bitkiler yaşamlarını sürdürebilmişlerdir. Mülkiyetin tümü orman alanıdır. Botanik açıdan çok önemli olup, alan içerisindeki koruma altında olan göletin etkisiyle faunada da büyük zenginlik fark edilmektedir.

Alan birçok nadir ve endemik bitkinin yaşam yeridir. Ülkemizde sadece burada yaşayan bir çok bitki türü bulunmaktadır. Mülkiyetin büyük bölümü orman ve manastır vakfına aittir. Andifonidis Manastırı’ nın bahçesinde birkaç yıl önce kuruyan anıt ağacımız Sığla ağacı, Buhur ağacı, Amber ağacı (Liquidambar styraciflua) bulunmakta idi. Bu konudaki önerimiz Türkiye’de Muğla iline bağlı Köyceğiz bölgesine özgü ve yoğun bulunan bu bitkinin fidanlarından bu bölgeye ekilmesidir. Antiphonitis Manastırı’ na giden yürüyüş yolu, yerli ve yabancıların yoğun olarak kullandığı güzergahtır. Yürüyüş yolunda Harup ağaçları ve diğer tür ağaçları görmek mümkündür. Tarihi köprü manastır yolunun bağlantısını sağlamaktadır. Manastır yolunda tarihi kalıntılar mevcuttur. Yoldan yaklaşık 500 m kuzeyde Panayia Apati kilisesi mevcuttur. Bu bölgede bulunan kayaçlar botanik ve çevre estetiği açısından son derece önemlidir.

Çatalköy kıyı kesiminde bulunan Hz. Ömer bölgesi kuzeyinde deniz ve kıyı mağaraları, doğusunda kamışlık dere ve iskan bölgesi, güneyinde askeri ve sivil amaçlar için kullanılmak üzere inşasına başlanmış fakat yarım kalan pist bulunmaktadır. Bölgenin batısında ise Müslüman alemi için kutsal sayılan bir yer olan Hz. Ömer Türbesi yer almaktadır. Bölge Çatalköy hudutları içerisinde, deniz kıyısında bulunmaktadır. Deniz kayalıkları bölgenin botanik açıdan önemini belirler. Sucul bitkilerin nadir olarak yetiştiği bir noktadır. Ayrıca Kuzey Kıbrıs endemik bitkisi olan Deniz Lavantası (Limonium albidum var. cypria) Zafer burnu’ ndan sonraki yaşam yeridir. Deniz kıyı mağaraları fauna açısından önem taşımaktadır. Özellikle Akdeniz fokunun buradaki mağaraları ziyaret ettiği yönünde duyumlar alınmaktadır. Deniz kıyı kayaçları botanik açıdan çok önemlidir.

Bölge büyüklü küçüklü kil tepelerden oluşmuş, botanik açıdan önemli dere yatağı, vadi ve yamaçlar bulundurup, ekolojik zenginliği söz konusudur. Bölge botanik açıdan önemli alanlardan birisidir. Özellikle nadir ve endemik bitkilerin yoğun olarak gözlemlenmektedir. Dere yatakları, genelde ıslak oluşundan dolayı fauna açısından da zengindir. Alanda ufak çapta tarım arazileri göze çarpar. Tarım arazileri dışı orman ve hali arazidir. Orman ağaçları arasında birçok orkide türü yaşamaktadır. Tepeler yıpranmış maki ile kaplıdır ve bu tarım alanlarını çevreleyen tepeler mutlaka korunmalıdır.

Beşparmak Dağları’ nın güney yamaçlarında bulunan bölge zengin bir floraya ve üst kısımlarda ormanlık bitki örtüsüne sahip bölgelerimizdendir. Bölge botanik açıdan çok önemli olup, kireç taşı oluşumlu dağların doruklarında endemik ve nadir bitkiler bulunmaktadır. Kil tepeleri, endemik bitkiler yanında birçok orkide türünün yaşam alanıdır.

Bölge içerisinde birçok pınarın etkisi ile sulak alan bitkileri yaşamaktadır. Fauna açısından da çok zengin olup pınarlar çevresinde yaşayan birçok sürüngen, omurgalı hayvan ve kuş türlerine rastlamak mümkündür. Bu kayalıklar ve mağaralar birçok kuş türüne ve yarasalara yataklık yapmaktadır.

Karpaz Yarımadası üzerinde olup ülkemizin eşsiz ve doğal tarihi değerlerini aynı anda barındırmaktadır. Kayaçları bir çok endemik bitkiye yaşam alanı sağlamaktadır. Zoolojik açıdan bir çok farklı türe ev sahipliği yapan bölge herkesin kısa sürelerde de olsa yaşaması veya faydalanması gereken bir yerdir. Bölgenin mülkiyeti orman arazisidir. Bölge defalarca yangına maruz kalmış, aradan geçen zamanla tekrardan yeşermiştir. Bir zamanlar tüm Kıbrıs adasının her yeri Sedir ağaçları ile kaplı idi. Şuan için sadece Kantara bölgesi’ nde görmek mümkün olmaktadır.

Kantara Dağları, Karpaz yarımadasının önemli yükseltileri arasındadır. Alan hududu kamp çevresini dolanıp yangın şeridini takiple antenlere kadar gitmektedir.

Ülkemizin kuzey batı bölgesinde Girne Dağları boyunca yer almaktadır. Karaman-Ilgaz köylerine doğru yolculuk yapılırken deniz seviyesinden yükseldiğini göreceksiniz. Bir taraftan dağdan gelen serin ve temiz hava diğer yandan ise sahil şeridinin mükemmel manzarası göz kamaştırmaktadır. Botanik açıdan önemli kayaçlar yıllar sonra yeşermeye başlamıştır. Karaman-Ilgaz arasındaki yürüyüş yolu yerli ve yabancı birçok turistin yürüyüş güzergahlarını oluşturur. Bölgenin kuzey hududu, yangın şeridini belirlemektedir. Karaman köyünün üzerindeki yüksek kayaç birçok endemik ve nadir bitkinin yaşam alanıdır. Ilgaz köyünün güneyindeki bu kayaçtan kış mevsimi boyunca akan şelale halkımızın ilgisini çekmektedir. Ayrıca burada yamaç paraşütü sporları da yapılabilmektedir.

Bölge, batı uç burnu üzerinde kuzey kıyı kumulları boyunca uzanmakta olup tuz ve neme adapte olmuş bitkiler genel yayılış içerisindedir. Ayrıca bu bitkileri bölgeye has görüntüsünü veren kayaçlar ve kumsal alanlar üzerinde de gözlemlemeniz söz konusudur. Sadece bu alanda görülen Achillea cretica (Tıbbi civan perçemi) ve kış aylarında şahane şekilde akan şelale bölgenin doğal zenginliğini yansıtmaktadır.

Ekolojik açıdan önemli kıyı kayalıkları, flora ve fauna açısından önemli alanlar ve pınarları görebilirsiniz. Kıyıdan itibaren Akdeniz bitki örtüsü makilikler, üst kısımlarda ise orman ağaçları doğal bitki örtüsünü oluşturur. Henüz daha bakir kalan bu alanımız aynı zamanda peyzaj değeri yüksek kısımlarımızdandır. Bölgenin doğu hududu denizden başlayıp tepe yamacını takip ederek asfalt yola kadar devam eder. Asfalt yolun altı ise bölgenin güney hududunu belirler. Bölge içerisinde birçok önemli bitki mevcuttur. Dere yatağı da botanik açıdan önem taşımaktadır. Atnalı Körfezi birçok nadir bitkinin adresi olarak gösterilmektedir.

Bölgede gölet, peyzaj değeri yüksek alanlar, 1974 Barış Harekatı’ ndan kalma tank, ekolojik açıdan önemli kayalıklar, flora ve faunayı barındıran devamlı akışkan dere, çoğrafik açıdan önemli yükselti ve önemli geçit bulunmaktadır. Kornos dağı botanik açıdan çok önemli bir yer tutmaktadır. Bünyesinde bir çok Kuzey Kıbrıs endemik bitkisini barındırmaktadır. Ayrıca bu alanın bir bölümünde birçok fosil sözkonusudur.

Ülkemizin çoğrafik olarak en önemli burunlarından birisidir. Sahil şeridinde yer aldığından bölgede çeşitli kıyı ve kumul bitkilerini de doğal yaşam alanlarında gözleyebilirsiniz. Peyzaj değeri yüksek, zengin ve değerli kayaçların yanı sıra doğal değerler ve hassas bölgeler açısından korunması gerekli bölgedir. Kıyıdan itibaren Akdeniz bitki örtüsü makilikler, üst kısımlarda ise orman ağaçları doğal bitki örtüsünü oluşturur. Koruçam burnuna giden toprak yolun her iki yanı tarım arazileri ve makilerle kaplıdır. Burun da harabe şeklinde iki adet bina ve denizciler için birde fener bulunmaktadır. Ülke genelinde olduğu gibi bu bölgede de yapılaşma süratli bir şekil de yayılmaktadır. Alanın çevresinde nadiren ağaçlar görülür 1974 yılı sonrası köye yerleşen köy halkı pek de verimli olmayan bu alanlarda tarım yapmaya çalışmaktadır. Deniz kıyısına kadar uzanan tarım alanları çevresi botanik açıdan çok önemlidir. Bölge özellikle orkidelerin yaşam alanlarıdır. Tarım alanları dışı ise alçak orman alanı olarak tabir edilen şahane makilerle kaplıdır.

Bölgemiz bir boğaz üzerindedir. Akatu boğazı olarak bilinen bu boğaz flora ve fauna açısından çok önemlidir. Doğal peyzaj değeri yüksek yamaçlar ve dere bulunmaktadır. Estetik açıdan önemli kayaçları mevcuttur. Yaz ayları hariç tüm dönemlerde akışkan olan dere ekolojik zenginliğe sahiptir. Bölge halkı çevrelerine duyarlı olup az bir alanda gönene bağımlı bostan ve tarım yapılmaktadır. Yıllar önce bölgede çıkan yangının sonrasında ağaçlandırma çalışmaları yapılmıştır. Bölge Tatlısu köyü yakınlarından başlayıp Mallıdağ köyü yakınlarına kadar olan kısım ve Mersinlik kampı civarını kapsar. Botanik açıdan önemli bölgemizin batı hududu Mallıdağ köyünün gerisine kadar uzanır Doğu hududu, Mersinlik kampı içerisinden geçen yol boyunca uzanır. Yer altı suyunu güçlendirmek amacıyla yapılan set alanın sulak alan olmasına sebep olmuştur.

Alan içerisinde, arkeolojik açıdan önemli ve bölgeye ismini veren Pigadhes tapınak harabeleri, alanın batısında orman ve içerisinde de tarım arazileri bulunur. Çamlıbel-Tepebaşı-Özhan köyleri arasında bulunan botanik açıdan önemli bölgede lale tarlaları olarak bilinen tarım alanları sözkonusudur.

Tarih öncesi dönemlerde insanların tanrılara hediye olarak kurban kestikleri ve inançlarını yerine getirdikleri alan görülmektedir.

Karpaz Yarımadası’ nın Kuzey kıyılarında bulunan alan ülkemizdeki yedi kıyı kumullarının en önemlisidir. Bölge, Ronnas kıyı kumulları, Ronnas Körfezi, Ronnas Deresi ve Ayphilion kumullarını kapsamaktadır. Ülkemizin botanik açıdan en önemli alanlarından olması yanında peyzaj değeri yüksek kısımlarımızdandır. Ronnas deresi, çamlık piknik alanı, Şeker Pınar ve Dipkarpaz-Ronnas köprüleri bitki çeşitliliği ve ağaç türleri bakımından oldukça zengindir. Batı ucundaki maki bitki örtüsü, iç kısımlardaki kumulları, dağların derinliklerinden gelen deresi, tarihi kalıntıları, doğu ucundaki Tsambres Kral mezarları, Ayphilion kalıntıları, Ayphilion kumulları ve Deniz Kaplumbağalar’ ının düzenli olarak çıkış yaptıkları kıyı kumulları mevcuttur. Ronnas deresi, yaz- kış akışkan temiz ve tatlı suyu bulunan çok önemli bir deredir.

Botanik açıdan önemli bitkileri barındıran bu kıyı kumulları, zamanında kum fırtınalarını engellemek için ağaçlandırılmış olup Salamis ormanı olarak adlandırılmaktadır. Ülkemizin en önemli özelliği olan tarihi ve doğal dokuyu aynı anda barındırabilmektedir. Bölge Magosa-İskele anayolunun doğu tarafında, Salamis hotelinin kuzey bölgesinde kalan ormanlık alanı kaplar. Yıllar önce denizden gelen kum fırtınalarını ve iç kesimlere girmesini önlemek amacıyla bölgedeki kum tepeleri ağaçlandırılmış ve orman alanı olarak belirlenmiştir. Kum yağmalanması olmamakla beraber diğer bölgelerdeki kumullar büyük tehdit altındadır. Yıllar önce inşa edilen deniz bağlantı yolu kum akıntıları dikkate alınarak taşlarla döşenmiştir. Botanik açıdan önemli kumullar bünyesinde birçok nadir bitkiyi barındırır.

Bölge, bünyesinde barındırdığı birçok nadir bitki ve nesilleri tehlike altında olan bitki türünün tek yaşam yeridir. Bu sebepten dolayı alan botanik açıdan önemli bölge ünvanına sahiptir. Ülkemizde, sayılı miktarda olan önemli mozaiklerin bulunduğu tarihi bir alandır. Alanın tüm çevresi tel çitlerle çevrilmiştir. Sipahi köyü içerisinde bulunan tarihi Ay Trias Bazilikası bahçesindeki küçük bir alan, botanik açıdan çok önemli olmakla birlikte, adamızda çok nadir görülen birkaç bitkinin de tek yaşam yeridir. Hristiyanlarca kutsal sayılan, Ayoz (Ayazma) bölümünde mum yakılıp dilek tutulmaktadır. Harabeler çevresi birçok nadir bitkinin yaşam alanıdır.

Biyolojik çeşitlilik açısından çok zengin olan bu bölgede gezinti yaparken yeşilin bir çok tonunu da gözlemleyebilirsiniz. St.Hilarion Kalesi bölgeye ismini vermektedir. Girne dağları’ nda savunma amaçlı yapılan önemli üç kaleden birisidir. Alan mülkiyeti orman olup bünyesinde birçok endemik bitki türünü barındırdığından botanik açıdan çok önemli bir bölgedir. Bölgeye ulaşım St.Hilarion yolunu takiple, iki tarafın görüldüğü noktanın doğu bölgesinde olabilmektedir. Bölgenin kuzey yamacı büyük orman yangınından etkilenmiş olup yeni yeşermeye başlayan bitkilere rastlamak mümkündür. İki tarafın görüldüğü nokta diye adlandırılan alan ve kayaçlardan itibaren yükseklere çıkıldıkça endemik bitkilere rastlamak mümkündür.

Ülkemizin en batı uç kısmında yer almaktadır. Farklı ekosistemleri bünyesinde bulundurması bölgenin biyolojik çeşitliliğinin oldukça zengin olmasını sağlamıştır. Yine özel ilgi turizminin bir parçası olan kuş gözlemi bu civarda verimli olarak yapılabilmektedir. Yeşilırmak köyünün en değerli hazinelerinden birisi olan Asmalı Barı unutmamalı buraya adını veren 1947 yılında ekilmiş ve Guınness Rekorlarına girmiş dünyaca ünlü üzüm ağacı (Vitis vinifera var. verigo)’nı görmenizi tavsiye ederiz. Alanın kuzey sınırı deniz, doğu ve batı sınırları bahçelerle, güney hududu ise Trodos dağları ile çevrilidir. Bölge ülkemizin tatlı su açısından en zengin alanları arasındadır. Bir dönemler tüm tepeler yemyeşil ormanlarla ve meyve ağaçları ile kaplı iken geçtiğimiz yıllarda bölgede çıkan orman yangınından dolayı şuan tepeler çıplanmış bir vaziyettedir. Alan büyük bir vadiden oluşmaktadır. Vadinin ortasından geçen dere, zengin yeraltı suları ve organik açıdan zengin topraktan dolayı köy halkı bahçecilikle uğraşmaktadır. Ada çevresindeki kayaçlar fosil kalıntıları açısından çok zengindir.

Çok özel bir görüntüye sahip kıyı kayaçları ve peyzaj değeri yüksek kısımları yanında tarihi değeri de oldukça yüksek olan bir bölgedir. Alan içerisinde arkeolojik açıdan önemli Vuni Sarayı ve harabeleri bulunmaktadır. Bu civarda yapacağınız gezinizde dağ eteklerinin deniz seviyesine inişini, muhteşem bir dağ-deniz buluşmasının görüntülerini gözlemlemiş olacaksınız. Alanın kuzey sınırı deniz, doğu sınırı Erenköy’ e bağlantı sağlayan limandan başlayan yol güneydeki asfalt yol, batı hududu ise atış alanından denize kadar olan kısımdır. Alanın batı kısmındaki kireç oluşumlu kayalıklar endemik bitkiler açısından önemlidir. Vuni tepesi tarihi önemi büyük harabelerden oluşmaktadır. Harabeler içerisinde ve çevresinde birçok nadir bitkiye rastlamak mümkündür. Alanın mülkiyeti orman olarak görülür. Botanik açıdan önemli dere yatakları bulunmaktadır. Asfalt yolun her iki tarafı orkidelerin yaşam alanlarıdır.

Alan, konum olarak ülkemizin ve adanın en doğu uç burun üzerinde kıyı boyunca uzanmaktadır. Botanik açıdan çok önemli bir alan olmasının yanında, kıyı kayaçları ve Klides adaları flora ve fauna açısından önemi dünyaca ünlüdür. Ekolojik açıdan önemli olan bu alan, kuzey denizinden gelen yol su kuyularına ve oradan da doğu yöndeki yolu takiple denize kadar olan alanı kapsar. Tarihi Kastros tepesi (Kastros Settlements, Neolithic&Chalcolithic) ve ünlü Afrodit Tapınağı, Bakireler Manastırı (Aphrodite Akraia,Temple Hellenistic-Roman) kalıntıları nedeni ile bölge Arkeolojik Sit Alanı olarak ilan edilmiştir. Ayrıca Milli Park ilanı ile ilgili çalışmalar devam etmektedir. Alanın tümü mülkiyet olarak orman alanı ve Apostolos Andreas Manastırı vakıf arazisidir. Alanımızda sınırlama işleminin bitiş noktası olan Klidhes Adaları görülmektedir. Adalar botanik açıdan çok önemlidir. Ayrıca kuşların konakladığı önemli alandır. Alanda terk edilmiş tarım arazileri yabani eşeklerin otladığı alanları oluşturur. Yoğun bir şekilde görülen Ardıç (Juniperus phoenicea) bitkisi Akdeniz bitki örtüsü makinin önemli türlerindendir. Bölgede yaşayan eşekler, nesilleri tehlike altında olan ada martıları, Akdeniz foku gibi bir çok hayvan ve kuş türünün görülmesi alan faunasının en belirgin örnekleridir.

Yedi kıyı kumullarından bir tanesidir. Bölgede sahilin arka taraflarında şinya ve Ardıç birlikteliğinden oluşan makilik alan ön taraflarında ise Kum zambağı ve Sarmaşık gibi çiçekli bitkileri içine alan çeşitli bitki topluluğunu gözlemleyebilirsiniz. Göçmen kuşların, her yıl düzenli olarak göç ederken konaklama yaptıkları çok önemli alanlardandır. Zeytin burnu olarak bilinen alan kıyısında denizciler için fener bulunmaktadır. Bölge, flora ve fauna açısından çok önemli bir alandır. Güney kıyıları ve kumullar nadir bitkilerin yaşam alanlarındandır. Kıyı kumulları, ekoljik olarak çok önemli yer kaplar.